Nisan 30, 2006

Nedir bu Koninginnedag?


Koninginnedag, kralicenin dogum gunu, izir, vizir nedir bu, ne zaman baslamis, neden 30 Nisan'da kutlaniyor, sizler icin ufak bir arastirma yaptim.


PRENSES GUNUNDEN KRALICE GUNUNE


Koninginnedag'in gecmisi 31 Agustos 1889'a dayaniyor. O tarihte henuz 9 yasinda olan Prenses Wilhelmina'nin (yukardaki resim) dogum gunu ilk kez halk tarafindan kutlaniyor.

Bu kararin alinmasinda liberaller etkili oluyorlar, amac milli birlik duygusunu yayginlastirmak... Bu kutlama o zamanlar yaz aylarinin sonuna dogru kutlanagelen hasat bayraminin yerini aliyor. Kral Wilhem III 'un 1890'da olumunden sonra gercek Koninginnedag kutlanmaya basliyor. Bu arada Wilhelmina 1898'de 18 yasina gelince tahta cikiyor ve kutlamalar simdiki allure'sini kazanarak bir resmi bayram haline donusuyor. !902'de Wilhelmina agir bir hastalik gecirip olum doseginden kalkinca Hollandalilar kendilerini sokaga atip bunu kutluyorlar. O zamanlar henuz Kralicenin kendisini kutlamalar sirasinda halka gostermesi alisilagelmis degil... Sadece 1930'da 50. yasgununde Wilhelmina halkla beraber kutluyor dogumgununu. 50 yil boyunca 31 Agustos milli bayram olarak kutlaniyor.

JULIANA - 31 AGUSTOS'TAN 30 NISAN'A-SOESTDIJK SARAYINDA DEFILE

Juliana kralice oldugunda milli bayram 30 Nisan'a Juliana'nin dogdugu gune aliniyor. Juliana oturdugu Soestdijk sarayinin genis merdivenlerinde tek kisilik bir defile yapmayi gelenek haline getiriyor. Ilk defilesini 75. dogumgununu kutlayan Anne Kralice Emma'nin serefine yapiyor. 1948'den 1980'e kadar, bu defile gosterisi Hollandalilar tarafindan buyuk bir ilgiyle televizyon karsisinda izlenilen bir solene donusuyor. Hollandalilar kendi yaptiklari hediyeleri saraya getirip Juliana'ya takdim ediyorlar. Tam bir orta cag gelenegi degil mi? Masallardaki gibi... Saray merdivenlerine serpistirilmis taze cicekler, merdivenlerin basinda gulumseyerek poz veren kraliyet cocuklari Beatrix, Margriet, Irene ve Christina...Ilginc olan bir gelisme de Juliana doneminde herkesin 30 Nisan'da kutlamalar icin bir gun izinlis ayilmasi ile baslayan uygulamanin daha sonra 30 Nisanín resmi olarak milli bayram ilan edilmesi...

BEATRIX-HALKLA BUTUNLESMIS SUPER KRALICE

Kralice Beatrix tahta gectikten sonra Kralicenin dogum gunu kutlamalarinin kendi dogdugu gun degil de, alisilagelmis ve bir gelenek haline gelmis sekliyle annesi Juliana'nin dogdugu gun olan 30 Nisan'da kutlanmaya devam edilmesini istiyor. Ama kutlamalara yeni bir soluk ve yuz getirmeyi de ihmal etmiyor. 6 dil bilen entellektuel kralicemiz halkin 30 Nisan'da kendi sarayina gelmesi yerine tum Kraliyet ailesini yanina alarak her yil farkli iki sehire gitmeyi uygun goruyor. Gidecegi sehirlerin hangisi olduguna aylar oncesinden Kraliyet Burosu tarafindan karar veriliyor ve halka bildiriliyor. Secilen, sehir, kasaba ve genellikle koyler buyuk bir gururla hazirliklara basliyorlar.

29 Nisan Kralicenin Dogum Gunu Kutlamalari

Bu sene Kralicenin dogum gunu 30 Nisanín Pazar gunune rastlamasi nedeniyle Cumartesi gunu kutlandi. Bunun sebebi sanirim kutlamalardan sonra insanlarin kendilerine gelmelerinin ve ertesi gun taze bir sekilde islerine gitmelerinin ne kadar zor oldugunu yukardakilerinin de bilmesi...

Koninginnedag Hollandalilar icin cok ozel bir bayram, hatta bayram demiyelim bir festival, bir baska sey...Her ne kadar anlam olarak kralice Juliana'nin dogum gununun kutlandigi bir gun olsa da, liberal ve cogu monarsiye karsi bira ve icki delisi Hollandalilarin bunu yiyip icip dagitmak ve eglenmek icin bir bahane olarak gorduklerini de ekleyelim... Yoksa kimsenin kraliceye mraliceye taktigi yok. 2 gun 1 gece suren kutlamalarda Amsterdam (ve diger sehirler tabii) sokaklari Hollanda Kraliyet ailesini simgeleyen turuncu renkte giyinmis, kusanmis, 3-4 milyon insanla dolup tasiyor. Amsterdamín ne kadar kucuk bir sehir oldugunu ve kutlamlarin genelde merkezde toplandigini dusunursek, sokaklarda adim atacak yer kalmadigini da soylemeye gerek yok...Biz dun, normalde 10 dakika suren bir mesafeyi, 1 saatte aldik. Istasyondan tramvay seferleri kaldirilmisti. Insanlar icmis ve cosmus olduklari icin cok ilginc seyler yapmaya kadir olabiliyorlar, mesela 2 sene oncesinde istasyon cevresinde catismalar cikmis, bir kac tramvay, belediye ve polis araci tahrip edilmisti. Neyse..tramvay yoktu ama neyseki metro seferleri isliyordu, biz de istasyondan metro ile Waterlooplein 'a gectik, oradan yuruyerek Vondelpark'a vardik. Yoksa istasyon-Vondelpark arasini yuruyerek kesinlikle 2 saatten once alamazdik.

Vondelpark http://www.vondelpark.org/eng/index.php genelde daha sakin, sanatcilar, resim yapan, enstruman calan cocuklar, eski esya satanlar, mini konserler, ne ararsan vardi...

Ah, eski gunler, ahhh... Eski Koninginnedag'lari hatirliyorumda, onlar bir baska guzeldi... Ah, nerede o eski bayramlar, der gibiyim. Ama gercekten 5-6 sene oncesine kadar kutlamalar daha bir renkli ve kulturel gecerdi ve hatta daha uzun surerdi... Degisik milletten insanlar evde yaptiklari her turlu yiyecegi sokakta satabiliyorlardi. (Filipin, Surinam, Endonez, Fas, Cin yemekleri, tatlilari)Ancak sanirim Hollanda hukumeti acikta yemek satmanin gida mevzuatina uymadigi gerekcesiyle bu uygulamaya son verdi. ( Haksiz da degiller, yemeklerin hangi kosullarda hazirlandigi, iclerine konan malzemenin ne kalitede oldugu bilgisine sahip degildin) Simdi sadece belediyeden izin ve lisans almis ve dolayisi ile zaten sistemin koydugu hijyen kurallarini asmis acik bufelerde yemekler satiliyor. Yine de her sey bulmak mumkun...

Kutlamalar sonrasi Amsterdam sokaklarinda bira ye yemek cop daglari olusuyor ve bunlarin tamamen temizlenmesi belediyenin 2-3 gununu aliyor...

Kutlamalarin en ilginc yonlerinden bir digeri de, insanlar evlerindeki eski esyalari sokaklarda satisa cikariyorlar. Herkes 4-5 gun oncesinden merkezi yerlerdeki sokak kaldirimlarini, kiyilari koseleri, parselliyor. Hatta tartismalar cikiyor, burasi benim yerim, ben once gelmistim vs... Bu esyalari sembolik fiyata satiyorlar. Incikten boncuga, tabak canaktan eski plaklara, antika esyalara, eski 80-100 yillik porselen takimlarina kadar her sey bulmak mumkun. Meraklisi icin tam bir solen... Hatta aksam saatlerinde satamadiklarinin bir kismini sokakda birakip gidiyorlar. Bu da muhtesem bir sey, eger zamaniniz ve ilginiz varsa ve de yaninizda tasimak icin torba, sepet, bisikletle gelirseniz daha seker, neler bulabileceginizi akliniza bile getiremessiniz oncesinden. Ben gecen sene, balkondaki ciceklerim icin degisik renkte ve boyutta saksilar, hasir sepetler, cikolata ve kahve kutulari, ve hatta buzdolabi icin sirin Hollanda evleri magnetleri bulmustum. Ve hatta, paketi acilmamis yepyeni bir iki album, aman allahim seker dukkanina girmis cocuk gibiydim, gozum donmustu, daha cok sey goturmek istemistim ama bisikletimde yer kalmamisti. Hatta eve donup aldiklarimi birakip tekrar donmek istemistim ama Arnold beni son anda durdurmustu, abartmayalim diye... heheheh... Posted by Picasa

Nisan 25, 2006

Kecipeynirli Surpriz Bohca



Evet, hafta sonu misafirlerime on yemek olarak bir de keci peynirli minik bohcalar hazirladim. Yapimi yine oldukca kolay (milfoy hamuru kullaniliyor) ve hayal gucunuze ve damak zevkinize gore muhteviyatini degistirebileceginiz bir tarif bu. Ben orijinaline sadik kalarak keci peyniri ve kurutulmus domates kullandim, sos olarak da eksi kremali, balli bir sos hazirladim. Tam yumulmalik bir lezzet. Bu arada tarifin orijinali yine Allerhande'den, http://www.ah.nl/allerhande/recepten/recipe.jsp?course=hapje&ingredient=geitenkaas&id=287950&offset=0 linkinden ulasabilirsiniz. (Tarif Flamanca)

Malzemeler
5 adet milfoy hamuru
1 yemek kasigi zeytin yagi
150 gr yumusak keci peyniri (zevkinize gore baska peynir de kullanabilirsiniz)
3 adet kurutulmus domates
kekik, karabiber
125 ml eksi krema
1 kasik bal

10 bolmeli bir muffin kalibina ihtiyacimiz var. Milfoy hamurlarini plastik kisimlarini cikarmadan oda sicakligina 2 saat bekletiyoruz. Firinimizi onceden isitiyoruz. Muffin kalibimizin bolmelerini bir firca ile yagliyoruz. Diger taraftan bohcalarin icini hazirliyoruz, bunun icin peynir, minik dogranmis kuru domates, kekik ve karabiberi karistiriyoruz. Iyice yumusamis olan milfoy hamurlarini elimizle biraz daha inceltip ikiye boluyoruz (10 adet oluyorlar) Milfoyleri muffin kalibinin bolmelerine yavas yavas ortasi iyice yerlesecek ve kenarlari disari sarkacak sekilde yerlestiriyoruz. Icine peynir koyup tum kenarlarini birlestiriyoruz ve elimizle sekerleme bohcasi seklinde bir sekil veriyoruz. 200 derece firinda 8 -10 dakika kizarana kadar pisiriyoruz. Soso icin 125 ml eksi kremaya 1 yemek kasigi bal ve kekik ekliyoruz. Bohcalar henuz ilikken sosla birlikte servis yapiyoruz.

Insalata Caprese- Mozzarellali Toplar


Hafta sonu gelen misafirlerime Albert Heijn´in 3 ayda bir cikardigi yemek dergisi Allerhande´den iki aperatif hazirladim. Aller Hande´nin muthis yemek tarifleri var, ozellikle Akdeniz mutfagina ait aperatifleri ve tatli tarifleri muhtesem. www.ah.nl-allerhande Hatta kendime begendigim tariflerinden olusan cicili bicili bir tarif defyteri bile hazirladim... Ana yemek olarak Arnold bir gazetede gordugu tavuk tarifini kendisinin yillarca yaptigi ve her zaman parmaklarimizi yedigimiz Keith Floyd`un Ispanyol Usulu tavuk tarifi ile birlestirdi ve ortaya enginarli, kremali, safran renkli muthis bir yemek cikti.

Mozzarellali toplar icin gereken malzemeler: 5-6 tane iri ve yumusak domates, 2 buyuk mozzarella (ben 8 parcaya ayirdim) ya da bulabilirseniz minik mozzarella toplari, 1 dis sarimsak, zeytinyagi, feslegen ya da maydanoz, tuz, biber , uzerini suslemek icin parmesan peyniri ve kavrulmus dolmalik fistik.

4 parcaya boldugumuz domatesleri, yuvarlak kisimlari yukarida kalacak sekilde derin bir kaba yerlestirip, onceden isitilmis ve isisi azaltilmis firina verip yarim saat kadar pisiriyoruz. Sarimsak, zeytin yagi ve maydanozu makinada iyice cekip sos haline getiriyoruz ve kucuk parcalara boldugumuz mozzarellalari bu sosa buluyoruz. Servis tabagimizin en altina, kabuklarini cikardigimiz ve zeytinyagi ekledigimiz domatesleri yayiyoruz, uzerlerine mozzarellalari diziyoruz ve en son parmesan ve dolmalik fistik ile susluyoruz. Yapimi muthis kolay ve ayni oranda muthis lezzetli bir on yemek.

Nisan 18, 2006

PRAG FOTOGRAFLARI

















MASALLAR SEHRI PRAG



BIR KULTUR, TARIH VE SANAT SEHRI

Blogumu daha yeni olusturdugum ve birikmis olan yemek tariflerimin duzene sokulmasi, fotograflarinin cekilmesi ve siteye aktarilmasinin uzun surecegini dusundugumden gecen sene Kasim ayinda yaptigimiz kisa Prag seyahatinden bahsetmek istedim.

Gecen sene 3 Kasim'da karar verip (benim dogum gunum), trene atlayip kendimizi attigimiz Prag'da muhtesem bir uc gun gecirdik.

Arnavut kaldirimli dar yollar, barok tarzda muhtesem kiliseler ve binalar, kucuk sokaklarinda birbiri ardina siralanmis Ortacag'dan kalma tarihi meyhaneler,kucuk kafeleri, restoranlari, koprusu, operalari....Vlatava nehrinin bir yakasinda kurulmus muhtesem Prag Kalesi... Masallar kenti Prag'i gezerken buyuk yazar Frans Kafka'nin http://www.kafka-franz.com/

hayaller dunyasina dalarsiniz... Bence bir sehri tanimanin en iyi yollarindan biri yorgunluktan, acliktan ve susuzlukta bitkin dusunceye kadar sokaklarini arsinlamaktir... Zaten en buyuk zevklerimden biri yapilan uzun yuruyusler arasinda kucuk kahve ve yemek molalari vermek, minik lezzetlerle mest olmak ve devam etmektir...



1380 yilinda kurulan Charles Koprusu Prag'in en urkutucu guzellikteki yerlerinden biridir. 520 metre uzunlugundaki koprunun her iki yani cesitli guzellikteki barok tarzi heykellerle (toplam 75 adet)suslenmistir. Gunumuzde kopru uzerinde bulunan heykellerin hepsi sahtedir cunku gecen yuzyillarda kotu hava kosullari nedeniyle heykeller buyuk hasara ugramis ve toptan kaldirilip yerine kopyalari konulmus...Yaz kis turist akinina ugrayan koprude muzik yapan, resim yapan yerel sanatcilar, kukla tiyatrolari, hediyelik esya satan kucuk tezgahlar eksik olmaz. Ozellikle aksam karanligi bastirdiginda koprunun manzarasina doyum olmaz. Biz kopruden donerken koprunun yani basindaki kilisede evlenip koprude resim cektiren bir cifte rastladik.

Her saat basi buyuk kilisenin oldugu meydanda gonglar calmaya basliyor. Kilisenin acik pencerelerinden Isa'nin 12 havarisinin resim gecidi basliyor.

Prag kalesinden sehrin gorunumu muhtesem. Nehir ve sehir ayaklarinin altinda...Tirmanmasi biraz yorucu olsa da degiyor.. Aksam saatlerinde klasik muzik konserleri oluyor acik havada, bir iki muzisyen spontan konser verdiler biz ordayken...(Fotograflarda var sanirim)

Eger sanat, dans ve operaya duskunseniz dogru yerdesiniz... Muzik ve sanat festivalleriyle Prag tadina doyulmaz bir sanat sehir... Sehir merkezindeki opera binalarinda dunyanin en iyi opera ve dans gosterilerini uygun fiyata izlemek mumkun. Astronomik saatin oldugu meydanda, ogle saatlerinden sonra eski kostumler icerisindeki ogrenciler bilet satisi yapiyorlar. Biz ordayken Slovak Milli Operasi 'nin bir bale gosterisini izledik. Opera binasi 1860'lardan kalma muhtesem guzellikte bir gosteriydi...

Cek mutfagi genelde Avrupa mutfaginin izlerini tasimakla beraber, Alman, Macar ve Polonya mutfaginin etkisinde kalmistir. Yemekleri domuz ve sarkuteri agirlikli. En iyi Cek yemekleri, Ingiltere'deki publara benzer genellikle bira ve icki icilen yerlerde kilo usulu yenilebiliyor. Etler ya patates ya da ozel soslu bir pilav ile servis ediliyor yaninda, meshur eksi mayali Cek ekmegi ile servis ediliyor. Cek Biralari oldukca lezzetli ve de oldukca ucuz. Biralar buyuk kupalarda servis ediliyor. Biz yemeklerini fazli yagli bulduk , o yuzden bir gun Cin yemegi, bir gun Meksika yemegi bir gunde abur cuburla karnimizi doyurduk.

Prag 'taki Tesco'dan inanilmaz fiyatlara kurutulmus baliklar, sarkuteri urunleri, degisik peynirler ve guzel ekmekler alip sarap esliginde midemize indirdik.

Dikkatimizi Prag 'in diger Avrupa sehirlerine nazaran oldukca ucuz olusu cekti.. Ortalama bir yemek Amsterdam 'da 20 euroya yenilebilirken, ornegin Prag'da Meksika restoraninda buyuk porsiyonlarla gelen enchilada 'yi adam basina 6 euroya yedik. Buyuk kupa bira 80 cent, ulasim 80 cent, ayrica tarihi ve turistik yerlerin sehir merkezinde ve etrafinda kumelenmis olmasi dolayisi ile her yere yuruyerek gitmek de mumkun.

Vlatava nehrinin iki yanina kurulmus olan bir bucuk milyon nufuslu Prag, Gothe'nin tanimlayisi ile "dunya tacinin en guzel mucevheri", tarih, sanat, kultur dolu bir tatil yapmak isteyenler icin ideal bir yer..

Nisan 17, 2006

Alanya Fotograflari





Alanya - Dim Cayi

Number of online users in last 3 minutes
Free Web Counters

Powered by Blogger